"Uygulama 50 bine yapılır" ile altı haneli teklif arasındaki fark hile değil, kapsam farkıdır. Aşağıdaki rakamlar bir brief'i fiyatlarken içeriden kullandığımız rakamlar — ve farkı açıklayan kalemler.
Dört bant
| Bant | Fiyat | Süre | Kimin için |
|---|---|---|---|
| No-code / doğrulama | 0-150.000 ₺ | 1-3 hafta | Talep testi, içerik uygulaması |
| MVP | 750.000-1.800.000 ₺ | 4-8 hafta | İlk pazara çıkan sürüm |
| Üretime hazır | 1.800.000-4.500.000 ₺ | 8-16 hafta | Çoğu tüketici uygulaması |
| Platform ölçeği | 4.500.000 ₺+ | 16-28 hafta | Uygulamanın kendisi ürün |
Bantlar baştan sona kıdemli ekip varsayar. Junior ekip saat başına ucuzdur ama tipik olarak 1,5-2 kat uzun sürer ve daha fazla teknik borç bırakır; toplam sahip olma maliyeti nadiren düşük çıkar.
Süre kırılımının ayrıntısı mobil uygulama geliştirme gerçekte ne kadar sürüyor yazısında; sürecin kendisi mobil uygulama nasıl yapılır rehberinde.
No-code (0-150.000 ₺)
Uygulama kurucuları ve üreteçler. Geliştirme yerine lisans ödersiniz.
Neyi kaybedersiniz: kendi veri modeliniz, çevrimdışı çalışma, bildirim segmentasyonu, native sistem özellikleri — ve mağaza uyumu sizde değil sağlayıcıda kalır. Apple, bağımsız işlevi olmayan uygulamaları düzenli olarak reddediyor.
Yatırım kararından önce talebi doğrulamak için doğru seçim.
MVP (750.000-1.800.000 ₺)
Dar kapsam, önce tek platform, analitik ve çökme raporlaması dışında entegrasyon yok.
Neyi kaybedersiniz: animasyon cilası, yönetim paneli, segmentli bildirim. Kullanılabilir bir v1 alırsınız — ve önümüzdeki çeyrekte yaklaşık yarısını yeniden yazarsınız. Bu bir kusur değil, hızın bedeli; sadece planda olması gerekir.
Üretime hazır (1.800.000-4.500.000 ₺)
E-posta, Apple ve Google ile giriş; bir-iki entegrasyon (ödeme, analitik, bildirim); gerçek bir tasarım sistemi; ilk günden CI/CD. Çoğu tüketici uygulaması burada.
Platform ölçeği (4.500.000 ₺+)
Çok kiracılı veri, önce-çevrimdışı mimari, karmaşık yetkiler, native modüller. Uygulama, bir ürünün yardımcısı değil ürünün kendisi olduğunda.
Bütçeyi en çok şişiren üç istek
Tekliflerde fiyatı beklenmedik şekilde yukarı çeken kalemler genelde "küçük" sanılan isteklerdir:
- "Bir de yönetim paneli olsun." Bu, uygulamanın yanına ikinci bir ürün eklemektir: roller, yetkiler, listeler, filtreler, denetim kaydı. Tek başına MVP bandının yarısı kadar tutabilir.
- "Kullanıcılar birbirini görebilsin." Sosyal katman moderasyon, şikâyet mekanizması ve içerik denetimi gerektirir — hem geliştirme hem sürekli işletme yükü. Apple, kullanıcı içeriği olan uygulamalarda bunları yayın şartı sayıyor.
- "Şimdilik ödemesiz, sonra ekleriz." Abonelik sonradan eklendiğinde kullanıcı modeli, yetkilendirme ve sunucu tarafı doğrulama baştan kurgulanmadıysa yeniden yazılır. Ödeme olacaksa ilk sürümde mimaride yeri ayrılmalı, özelliği kapalı olsa bile.
Üçü de meşru istekler — sadece "küçük ekleme" değil, kapsam kararı olarak konuşulmalı.
Maliyeti belirleyen beş kalem
Fiyatı ekran sayısı belirlemez. Bunlar belirler:
- Backend. Açık ara en çok hafife alınan kalem. Sunucusu olmayan uygulama arayüzdür. Hesap, senkronizasyon, rol veya ödeme eklendiği anda arkada çoğu zaman benzer büyüklükte ikinci bir proje doğar.
- Entegrasyonlar. Ödeme, kimlik, kargo, ERP. Her biri kendi hata yönetimi, üretimden farklı davranan kendi test ortamı ve kendi bakım yükü ile gelir — ayrıntılar API entegrasyonu sayfasında.
- Mağaza süreci. App Store Connect, Play Console, gizlilik bildirimi, izleme izni, uygulama içi satın alma kuralları. Öngörülebilir ama ücretsiz değil — her ret turu günlere mal olur.
- Cilalama. Geçişler, yükleniyor/boş/hata durumları, erişilebilirlik. "Çalışıyor" ile "bitmiş hissettiriyor" arasındaki mesafe tipik olarak geliştirme süresinin %20-30'u.
- Platform stratejisi. Bütçeyi %20-40 oynatır.
Tek platform mu, iki platform mu?
Native (Swift + Kotlin): yoğun animasyon, özel kamera veya AR varsa; platforma özel özellikler gerekiyorsa; uygulama ürünün kendisiyse.
Cross-platform (Flutter, React Native): iki platformda aynı anda çıkacaksanız; ekibiniz tek yığını iki yığından iyi destekliyorsa; deneyimin %95'i iki platformda aynıysa.
Ayrıntılı karşılaştırma cross-platform geliştirme sayfasında.
Aritmetik: iki ayrı native uygulama tek platformun iki katına yaklaşır. Cross-platform tek native uygulamadan %15-30 pahalıdır ve ikisini karşılar.
Yayın sonrası
Yıllık, geliştirme bedelinin %15-20'si. 3.000.000 ₺'lik bir uygulamada 450.000-600.000 ₺:
- iOS ve Android güncellemeleri, SDK geçişleri
- politika değiştiğinde mağaza uyumu
- sunucu, izleme, çökme analizi
- küçük geliştirmeler
Web sitesinin aksine bu isteğe bağlı değil. Apple ve Google her yıl değişiklik dayatıyor.
Teklifler neden ayrışıyor — tek tek sorun
- Backend — dahil mi, "müşteri sağlayacak" mı?
- Tasarım — tasarım sistemi mi, şablon mu?
- QA ve cihazlar — kaç gerçek cihazda test ediliyor?
- Mağaza gönderimi — kim yapıyor, ret turlarını kim üstleniyor?
- Bakım — yanıt süresi, erişilebilirlik, sorumluluk kimde?
Bu beş kalemi ayrı ayrı fiyatlayamayan tedarikçi onları hesaplamamıştır.
Sabit fiyat mı, adam-gün mü?
Sabit fiyat ancak kapsam önceden yazılı olarak sabitlenmişse dürüsttür. O çalışma yapılmadıysa iki ihtimal var: tedarikçi %20-40 risk payı koymuştur ya da dar hesaplayıp farkı ek işlerle kapatacaktır.
Çıkış yolu, netleştirmenin kendisini satın almak: bir-iki haftalık ücretli keşif, çıktısı kabul kriterleriyle yazılmış bir backlog. Ondan sonra verilen sabit fiyat sağlamdır — ve aynı belgeyi birkaç tedarikçiye fiyatlatabildiğiniz için teklifler gerçekten kıyaslanabilir olur.
Ödeme planı — sözleşmede bakılacak üç madde
- Kilometre taşına bağlı ödeme, takvime bağlı değil. "4. hafta" değil, "giriş akışı kabul kriterlerini geçtiğinde".
- Kaynak kodun mülkiyeti ve teslim anı. Kod deposuna erişiminiz ilk günden olmalı, son ödemeden sonra değil. Erişimi ödemeye bağlayan madde, anlaşmazlıkta sizi rehin alır.
- Yayın sonrası garanti süresi. Teslimden sonraki 30-90 gün içindeki hatalar ücretsiz düzeltilmeli; "hata" ile "yeni istek" ayrımı sözleşmede tanımlı olmalı.
Bu üçü olmayan bir sözleşmede fiyat, en az önemli değişkendir.
Nearshore nerede fark yaratır
Bir yazılım ekibini Türkiye'den kurmak, Almanya ve AB pazarına satış yapan şirketler için saat başına %30-45 avantaj demek — bir-iki saat zaman farkıyla. Bu, runIT'in İstanbul ve Berlin ofisleriyle çalışma biçiminin de temeli.
Değiştirmediği şey: belirsiz kapsam, saatlik ücret düştü diye ucuzlamaz. Yukarıdaki beş kalem aynen geçerli. Nearshore saat başına fiyatı düşürür, saat sayısını değil.
Nasıl fiyatlıyoruz
Rakam vermeden önce dört cevaba ihtiyacımız var: uygulama onsuz yapılamayan neyi yapacak; hangi sistemlere bağlanacak ve arayüzleri hazır mı; tek platform mu iki platform mu ve neden; yayından sonra kim işletecek.
Bunlardan dayandığı varsayımlarla birlikte bir aralık çıkıyor. Süreci nasıl kurduğumuz mobil uygulama geliştirme sayfasında, İstanbul ekibinin çalışma biçimi İstanbul sayfasında.
Yukarıdaki bantları kendi kapsamınıza uygulamak isterseniz mobil uygulama maliyet hesaplama aracı aynı hesabı yapıyor; katsayı tablosu açık olduğu için başka bir firmanın teklifini kontrol etmek için de kullanabilirsiniz.
Elinizde teklif varsa ve kapsamının eksiksiz olup olmadığını merak ediyorsanız bize gönderin — 48 saat içinde eksik kalemleri listeleyen ikinci bir görüş yolluyoruz.